SENİN PLANIN NE?

SENİN PLANIN NE?

Dünya nüfusunun giderek arttığı ve gereksiz kaynak tüketiminin çevreyi doğrudan etkilediği bir dönemdeyiz. Hepimiz biliyoruz ki 2050 yılına gelindiğinde, artan nüfusa yeterli miktarda gıda, su vb. temel ihtiyaçların bulunmaması gibi riskler söz konusu.

En temel ihtiyaçların karşılanmaması bu kadar gündemdeyken içinde bulunduğumuz sistem üzerinde değişiklikler yapmalı ve tüketim alışkanlıklarımıza bağlı döngülerin değiştirilmesini konuşmalıyız.

 “Kullan – at” felsefesinin zeminini oluşturduğu doğrusal ekonomi düzeni içerisinde hayatımızı sürdürüyoruz. Bu modelin hali hazırda yıllardır bir parçasıyız. Bu sistemde hammaddeler bir ürün yapmak için kullanılıyor, satın alınan ürün ömrü dolduktan sonra çöpe gidiyor. Kullanılan ürünün veya paketleme sürecindeki atıkların geri dönüşüme dahil edilmesi ise söz konusu değil. Yani kullanılan ürün hiçbir şekilde, yeniden kullanım için gündeme gelmiyor, kaynaklar hiç bitmeyecekmiş gibi sınırsızca kullanılıyor.

Uzun vadede sürdürülmesi imkansız bu sistemde, en etkili çözüm doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomi sistemine geçiş yapılmasıdır. Sağlıklı ve güvenli bir yaşam için gerekli çalışma koşullarını sağlayan ve çevreye minimum zararı veren döngüsel ekonomiyi ise şu şekilde açıklayabiliriz. Bu döngü; eşyaların üretim, kullanım ve imha süreçleri yerine dönüşümü esas alıyor. Üreticiler, her zaman yeniden kullanılabilir cihazlar tasarlıyor. Günümüzde elektronik aletlerin ömürleri gittikçe kısalıyor. Onları uzun süre dayanan malzemelerle tasarlamak, kullanım süresi dolunca alternatif bir cihaz için parçalarını tekrar kullanmak her zaman mümkün.

Döngüsel ekonomide sorumluluk sadece üretici olan markalarda değil. Bu konuda tüketici olarak hepimizin görevleri bulunuyor;

Yeni ürünleri almadan önce eskilerin geri dönüşüm için markalara geri verilmesi bu yollardan sadece biri. Diğer yandan 2. el eşya alım & satım Türkiye’de ne kadar trend olarak başlasa da gerçekleştilebilecek en iyi çözümler arasında. Tekstil sektörü dünyadaki kaynakları en fazla tüketen sektörlerden biri ve işin içerisinde “moda” söz konusu olduğu sürece satın almanın sonu yok.

Diğer bir örnek ise sık kullanılamayan eşyalar üzerine: Son zamanlarda “babyshower” olarak Türkiye’de de yaygınlaşan Avrupa geleneğinde; bebeklerin eski eşyaları anneler tarafından, anne adaylarına hediye ediliyor. Zaten çok fazla giyilemeyen kıyafetler, kullanılamayan eşyalar bu şekilde tekrar kullanım şansına sahip oluyor.

Kıyafet dışındaki eşyalar için alternatif yollar bulmak da mümkün. Eğer evde çok fazla kullanılmayacak ama gene de gerekli olan bir eşya varsa, satın almak yerine kiralama yolu tercih edilebilir. Fazla kullanılan ve çok atık çıkaran; ped, bebek bezi, kağıt bardak, plastik poşet gibi ürünlerde alternatif ve uzun ömürlü kullanım seçeneklerini araştırabilir ve kullanabiliriz.

Bunun yanı sıra en fazla atık oluşumuna sebep olan yerlerden biri mutfaklarımız. Gıda tüketiminden sonra oluşan organik atıkları etkili bir şekilde değerlendirip, kompost olarak toprağa geri karışmasını sağlayabiliriz. Günümüzde belediyelerin atık yönetimi için tesisleri bulunuyor ya da kurulma potansiyeli var. Eğer kompost yapma şansımız yoksa, yetkili kişilerle iletişime geçip, organik atık yönetiminin evlerden başlaması konusunda taleplerde bulunabiliriz. 

Eğer tüketiciler isterse markaların, ya da kuruluşların bu yönde olan talepleri karşılayacağı artık çok açık. Unutmayalım ki hepimiz bir insan olarak bu ekosistemin bir parçasıyız, sosyal medya gibi artık global olarak sesimizi duyurmaya izin veren araçlara sahibiz ve gelecek için bir sorumluluk taşıyoruz. 

Gelecekte en temel ihtiyaçların karşılanmasının problem olmaya başlayacağı dünyamızda senin sürdürülebilir bir yaşam için planın ne?

Etiketler: blog, yazi, mumo, kaynak, çevre, doğa, atık yönetimi, atık, döngüsel ekonomi, ekonomi
Şubat 08, 2020
Listeye dön